Türk müziğinin usulleri, eşit bölünmeli ölçülerin dışında bir yapıya sahiptir. Dokuz, on, on dört zamanlı ölçüler yaygındır.
Bu ölçülerle ilk kez karşılaşan kursiyer saymaya çalışır ve tıkanır. Sayarak çalınan bir usul her zaman mekanik duyulur.
Çünkü usul eşit vuruşların toplamı değildir. İçinde ikili ve üçlü grupların belirli bir sırayla dizilmesidir.
Dokuz zamanlı bir usul, dokuz eşit vuruş değil; ikili ve üçlü grupların bir düzenidir. Sayılan şey her vuruş değil, grup başlarıdır.
Bu nedenle öğrenme yolu sözeldir. Grup yapısına uyan hece kalıpları yüksek sesle söylenir; yapı sayısal değil ritmik olarak yerleşir.
İkinci adım bedenseldir. Grup başları elle ya da ayakla vurulur, iç bölünme sesle sürdürülür.
Üçüncü adım çalgıya aktarmadır. Yapı bedende oturmadan çalgıda denenmez.
Dördüncü adım tempo değişimidir. Aksak usuller yavaş tempoda daha zordur; yapı oturduğunda hızlanmak çoğu zaman kolaylaştırıcıdır.
Beşinci adım dinlemedir; bu usuller kulakla öğrenilir ve kayıt dinlemek süreci belirgin biçimde hızlandırır. Derslerimizde usul çalışması sözel ve bedensel aşamalardan sonra çalgıya taşınır.