Türk müziği geleneğinde aktarım uzun süre kulakla yapılmıştır. Notaya geçiş görece yenidir.
Bu, iki yöntem arasında bir tercih yapılması gerektiği anlamına gelmez. İkisi farklı beceriler geliştirir ve ikisi de programda yer alır.
Notadan öğrenmenin kazandırdıkları bellidir. Yapı hızlı kavranır, geniş repertuvara erişim sağlanır, başkalarıyla ortak bir zemin kurulur.
Sınırı da bellidir: nota, süslemeyi, esnek zamanlamayı ve koma perdelerinin tam yerini gösteremez.
Kulaktan öğrenmenin kazandırdıkları bunları tamamlar. Üslup, süsleme ve zamanlama ancak dinleyerek edinilir.
Sınırı ise yavaşlığıdır ve yalnızca duyulmuş eserlerle sınırlı kalmasıdır. Doğru düzen şudur: eserin iskeleti notadan öğrenilir, üslubu kayıttan tamamlanır. Bu sıra tersine çevrilebilir de; kulaktan sökülen bir eser sonradan notaya yazılır ve yapı böyle görülür. İki yöntemin birlikte kullanılması, tek başına her birinden daha hızlı sonuç verir.
Derslerimizde eser çalışması nota ve kayıt birlikte kullanılarak yürütülür.